Yazar : Gigi
Eski Zamanlarda Arabalarımız ile İlgili 10 Tuhaf Durum

Yıllar geçtikçe teknoloji çok hızlı şekilde gelişti, buna bağlı olarak arabalar da değişti ve eski zamanlarda arabalarımız ile ilgili alışkanlıklarımız da hızlı bir değişime uğradı. Nostalgiawall.com olarak, “Eski Zamanlarda Arabalarımız ile İlgili 10 Tuhaf Durum” u listeledik. “Tuhaf” derken, bugün için tuhaf demek daha doğru olacaktır aslnda, yoksa o zamanlar bizim için gayet normaldi bunların tümü.

 

#1 Pazar Günü Araba Yıkamak

Haftasonu, özellikle Pazar günü ritüeli olarak babalarımız ve oğulları ellerinde kova ve fırça arabayı temizlerlerdi. Şimdi kulağa biraz tuhaf gelebilir ama, o zamanlar dışarıda araç yıkama yerleri yoktu ve iş başa düşüyordu. Önce bir güzel köpüklenir, sonra durulanır ve en sonunda da güzelce kurulanırdı. Arabalar her ne kadar şimdiki gibi çok kullanılmasa da, garajda temiz durması önemliydi. Fazla su harcanması bazen komşular arasında tartışmalara yol açsa da, yine de vazgeçmedik bu alışkanlığımızdan, bir araba almak bugüne göre çok daha zor olduğundan olsa gerek.

 

#2 Arabanın Sürekli Branda Altında Bulunması Zorunluluğu

Hangimizin arabasının üstünde branda yoktu ki? Arabamızı yağmurdan ve güneşten koruması için branda serilirdi. Uçmasın diye de bağlardık. Kullanacağımız zaman itina ile katlayıp bagajımıza koyar ve park ettiğimizde tekrar branda sererdik. Bugün de belki kullananlarımız var ama her  gün branda örten yoktur herhalde. Demiştik ya, zor alındığından mıdır, yoksa malımız daha mı kıymetliydi bilinmez ama arabalarımıza gözümüz gibi bakardık o yıllarda.

 

#3 Araçlarda Merkezi Kilit Olmaması

O zamanlarda merkezi kilidi olan araba sayısı oldukça az olup, bu özellik sadece pahalı arabalarda olurdu. Anahtarımız ile sadece ön kapıları açıp arka kapıları açmak için kolumuzu uzatıp şekilden şekile girerdik. Araç kilitlemek de ayrı bir dertti tabi bu arada. Tek tek bütün kapılar kilitlenir ve en az 10 kere de kontrol edilirdi kapı kolları çekilerek. Eğer bir de evhamlı iseniz vay halinize. Bu sayı 20′ yi bulur, eve gitseniz bile acaba arabayı kilitledim mi diye içinizi kemirirdi. Eve gidip de kontrol etmek amacı ile arabanın yanına az mı gittik?

 

#4 Doğal Klimalı Araçlar

Hava soğuksa bir şekilde idare ederdiniz ama sıcak bir yaz gününde yolculuk yapacaksanız pişmeye hazır olmalıydınız. Araçlarda klima olmadığı için genellikle sabaha karşı yola çıkılırdı. Eğer yolculuğunuz uzak bir yere ise mutlaka sıcaktan nasibinizi alırdınız. Tepenizde güneş ile sanki sahilde şezlonga uzanmış, güneşleniyormuşsunuz gibi hissederdiniz. Bu durumda ise devreye doğal klima girerdi. Camlar karşılıklı açılır, cereyan yaptırılıp serinlemeye çalışılırdı. Bir de güneşi yememek için pencerelere bez takıp, kapı ile cam arasına sıkıştırıp el yapımı güneşlik elde ederdik. Hey gidi günler hey…

 

#5 Kaput Üstüne Konan Bebek

Arabaya konan gelin bebeklerini unutmak ne mümkün. Araba süsleneceği zaman kaputun üstüne bir tane gelin bebeği koymak adettendi.

 

#6 Çıkarılabilir Teyp

İlk zamanlar sabit olan teypler, hırsızlıkların artmasıyla yerini portatif teyplere bırakmıştı. Kendimize zimmetlediğimiz, nereye gidersek yanımızda taşıdığımız teypler. Arabayı park ettikten sonra ilk işimiz teybi yanımıza almaktı. Bu ulvi görevde genelde şoför koltuğunun yanında oturan ağabeylerimize aitti (Anneler çocuklarının isteklerini geri çeviremediğinden genellikle arka koltukta yerlerini alırlardı). İlk zamanlar komple teybi sökerek yanımıza alırken, zaman içerisinde gelişen teknoloji ile teybin sadece ön panelini almamız yeterli olur hale gelmişti.

 

#7 Bebeklerin Poposuna ve Araçlara Sürülen Badem Yağı

Badem yağının cildimize yararı olduğu kadar arabalara da faydası çoktu, ya da biz öyle sanardık. Bunu hiç bilemedik ama mütemadiyen her hafta arabayı yıkarken, arabanın göğsüne, kapı kollarına, topido kapağına ve bulabildiğimiz bilumum parçaya badem yağı sürer, simsiyah parladıklarını görünce mutlu olurduk. Hele araçta hakiki deri parçalar varsa sürülen badem yağı çok daha büyük önem arz ederdi.

 

#8 Arabayı Alan Kılıfı Hazırlar

Eski Zamanlarda Arabalarımız ile İlgili 10 Tuhaf Durumun en başta gelenlerinden birisi de arabanın göğsü dediğimiz ön kısmına ve direksiyon simidine peluş örtü giydirmekti sanırız. Hem güzel göründüğünü hem de arabamızı koruduğuna olan inancımız tamdı. Badem yağı ile birlikte kullandığımızda güneşin zararlı ışınlarından arabamızı tam manasıyla koruduğumuzu düşünürdük. Hain ışınların arabamızı yıpratmasına izin mi verecektik?

 

#9 Oyuncaksız / Süssüz Araba mı Olur?

Peki, size bir soru; o yıllarda arabanın göğsüne konan peluş örtünün üzerine ne koyardık? Evet bildiniz, kafası kendiliğinden sallanan köpek. Araba hareket ettikçe, kasislerde, virajlarda adeta dansöz edası ile köpeğimiz dans ederdi. Arka koltukta oturan çocuklar için ve arabayı arkadan takip edenler için pek eğlenceli bir oyuncaktı. Bunu hatırlayıp, diki aynasına astığımız özel süsleri anmamak da olmazdı.

 

#10 Bu Kadar Koruduğumuz Arabamızı Tabii ki Hırsızlara Teslim Edemezdik

Araba kullanılır park edilir ve arabadan inmeden önce direksiyon kilidi takılırdı. Hangi hırsız arabayı çalmaya cüret edebildi ki onu görünce ? 1-1.5 metre boyunda direksiyon ile pedal arasındaki güvenlik aleti idi. Kimsenin arabamızı çalmasına müsaade edemezdik. Sonradan sadece direksiyona takılan modelleri çıksa da pedala takılanların caydırıcılığını vermemiştir.

zvr
Bu yazıyı değerlendirin

Yorumlar

    comments user

    Burak

    Memur çocuğu iseniz hemen hemen hepsini görmüşsünüzdür. Kullanılmayan araba niye her hafta yıkanırdı işte o kısmı hala anlamış değilim şahin marka arabamızı az mı kilitledim az mı brandayı kaldırdım. Çok zor alındığından kıymetini çok iyi bilirdik. Bu arada arabada bir şeyler yiyeceksek kucağımıza örtü serip yerdik

    Cevapla

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir