Yazar : Gigi
Çocukluğumuzda Yaptığımız Haylazlıklar

Sokaklarda özgürce oynayabildiğimiz günlerin haylazlıkları da bir başka olurdu. Şimdi baktığımızda bazıları gerçekten biraz acımasız görünse de, o zaman için ayrı bir keyif ve heyecan kaynağıydı. Tabletlerimiz olmadığı için bunlarla mutlu oluyorduk muhtemelen. İşte size çocukluğumuzda yaptığımız haylazlıklar :

# Önümüze Gelene 100 Tekme

Kol kola girdiğimiz arkadaşlarımızla yürümeye başlar ve hep bir ağızdan bu cümleyi söylerdik. 100 tekme kısmının bazı gruplarda 1 tekme veya 1000 tekme olarak söylendiği de olurdu. Bu halde önümüze kimin geleceğini düşünüyorsak artık? Bazen sevmediğimiz arkadaşlarımızın arkasından gidip tekmelediğimiz de olmuştur. Ama sorulduğunda biz tekme atmamış o arkadaşımız bizim önümüze geçmiş olurdu. Ne saf, ne temiz çocuklardık.

Çocukluğumuzda Yaptığımız Haylazlıklar : Önümüze Gelene 100 Tekme

# Sobaya Su Damlatıp Damlaları İzlemek

Isınma olayı şimdiki gibi değildi. Bırakın doğalgazı, kaloriferli evler dahi parmakla gösterilirdi. Milli ısınma aracımız ise kömür sobaları idi. Genelde tek odada (o da genellikle oturma odası olurdu) soba yanardı. Sobanın üzerinde su kaynatılır, kestane, patates pişirildi. Ama biz çocuktuk. Soba ile yapacaklarımız bunlarla sınırlı olamazdı tabi ki. Sobanın üzerine bazen tükürür bazen de su atar, sobanın üzerine düşen damlaların zıplamalarını izler ve çıkardıkları sesleri dinlerdik. Bazen düşünmeden edemiyor insan, acaba o günlerin tüm büyüsü soba olabilir mi? Tekrar sobalı günlere dönsek yine aynı duyguları yaşar mıyız acaba?

Sobaya Su Damlatmak

# Tüf Tüf veya Tuf Tuf

Tek ihtiyacınız yarım metre uzunluğunda bir elektrik borusu ve bununla atacağınız ince, kağıt külahlardır. Kağıdı ucu sivri olacak şekilde ve boruya sığacak şekilde rulo haline getirip borunun içine koyardık. Sonra başlasın savaş. Oluşturduğunuz takımlar ile başlardık savaşa. Borulardan üfleyerek karşı takımdaki düşmanlarımızı yenmeye çalışırdık. Şimdi düşününce ne kadar tehlikeli geliyor ama o zaman en eğlenceli oyunlarımızdan birisiydi ve bu nedenle çocukluğumuzda yaptığımız haylazlıklar listemize ilk sıralardan girmeyi hak etmekte.

Tüf Tüf

# Yaprak Patlatma

Genellikle gül yapraklarının en büyük, en ince ve en düzgünlerini toplardık. Bir elimizi yumru yapar yaprağı güzelce üzerine yerleştirildik. Diğer elimizin avuç içiyle de yaprağın üzerine vururduk. Amaç en çok sesi çıkarmaktı. Bu hareketin büyüklerce ayıp karşılanan bir hareket olduğunu bilmek de bize ayrı bir keyif verirdi.

Yaprak Patlatma

# Kapıya Tırmanma

Kapı pervazlarına bir maymunmuşçasına çıplak ayaklarımızla tırmanırdık. En üste çıkıp kafamızı kapı pervazının en üstüne değdirmemiz gerekirdi. Bir de ayaklarımızı ortaya toplayıp, zıplayarak yere indik miydi görevimiz tamamlanırdı.

Kapıya Tırmanma

# Meyve Suyu Kutularını Patlatmak

Karton kutulardaki meyve suları içilir, kutu pipet yardımı ile bir güzel şişirilirdi. Sonra yere koyup ayağımızla patlatmaya çalışırdık. Amacımız o bom sesini duymaktı. İnsanları az korkutmuşluğumuz yoktur.

Meyve Suyu Kutusu Patlatma

# Parmaklardaki Zar Tabakasına İğne Sokmak

Bunu neden yaptığımızı anlamak mümkün değil. Toplu iğneleri veya tercihen çengelli iğneleri parmak uçlarımızdaki zar tabakasından geçirip iğneyi orada tutmayı hedeflerdik. Çıkartırken de soktuğumuz yerden geri çıkarmaz, iğneyi yukarı doğru çeker ve zarın kopmasını izlerdik. Bu satırları okuyan günümüz çocuklarından, bizi yargılamamalarını rica ediyoruz. Neden bilmiyoruz ama gerçekten keyifliydi 🙂

Parmağa İğne Batırma

# Kapı Zilini Çalıp Kaçmak

Bu eylem en çok sevdiklerimizdendi. Zillere teker teker sırayla basıp kaçar ve saklanırdık. Sonra balkona çıkan ev halkını kıs kıs gülerek izlerdik. Aramızda yakalananlar da olurdu tabi ki. Ama yakalanacağımızı bilsek de bu adrenalini yaşamak büyük bir zevkti. Sanırız ki biraz aşırıya kaçmışız.

Kapı Zilini Çalıp Kaçmak

# Portakal Kabuğundan Diş Yapmak

Kesilen portakal kabuklarını, kabuğun dışı dışarıya bakacak şekilde dişlerimizin üzerine koyardık ve gülümserdik. Görüntüsü hepimize çok komik gelirdi. Boks dişliği yaptığımız ve bu sayede kendimizi boksör olarak görmüşlüğümüz de vardır.

Portakal Kabuğundan Diş

# Kola Kutusu ile Yürümek / Maç Yapmak

Kola bittikten sonra kutuyu atacak değildik ya. Kutuyu tam ortadan ezip ayakkabı topuğumuza sabitler ve yürümeye çalışırdık. Sert zeminde çıkardığı ses hala kulaklarımızdadır. Her koşulda maç yapmayı görev edinen arkadaşlarımız ise bunlarla teneffüslerde basketbol potalarının alt demirlerini kale yapmak suretiyle maç yaparlardı. Çok ayakkabı feda ettik bu uğurda.

Kola Kutusu ile Maç Yapmak

# Balkondan Aşağıya Birşeyler Atmak vb.

Demiştik ya, şimdi düşününce bazı oyunlarımız biraz acımasız geliyor diye. Bu da onlardan birisi. Balkondan aşağıya birşeyler atmak, çocukluğumuzda yaptığımız haylazlıklar listemizin en ürkütücü maddelerinden birisi. Attığımız şey genelde su olurdu. Ama bazılarımız olayı abartıp aşağıya tükürürdü. Bazılarımız ise sadece “pişt pişt!” diye seslenmekle yetinirdi. Balkon yaramazlıklarından sonra, zamanında saklanamayanlarımızın annelerine bolca şikayet gelmiş olup gerekli görülen ceza uygulanmıştır. Bkz. Anne Terliği 🙂

# Kızkaçıran

İçi beyaz toz ile kaplı olan fitilini ateşledikten sonra bırakıp kaçtığımız ateşli silahlarımızdandı. İsminin kızkaçıran olduğuna aldanmayın sakın. Nereye gideceğine yön veremediğimiz için bizi bile kovalamışlığı vardır.

Kızkaçıran

# Uzun eşek

Çocukluğumuzda yaptığımız haylazlıklar listemizin son sırasında, her dönemin efsane erkek oyunu uzun eşek yer alıyor. Oynayanların nasıl olup da sakat kalmadığı kızların hala anlayamadığı konular arasındadır. 2 takım ve oyunu yöneten bir hakem yeterliydi uzun eşek oynamak için. Hakemin bacakları arasına ilk kişi kafasını sokar ve takım arkadaşları da aynısını önündekine yapardı. Karşı takımdakiler koşarak gelir, zıplar ve sırayla rakiplerinin üzerine atlardı. Diğerleri de aynı kişinin üzerine atlamaya özen gösterirlerdi. Rakibini yere düşürürsen ne mutlu sana, oyunu kazanmışsın demekti.

Uzun Eşek
zvr
Bu yazıyı değerlendirin

Yorumlar

    comments user

    Gamze

    Hep içimde kalmıştır uzun eşek. Kızları hiç oynarken görmedim çocukluğumda. Keşke o yıllara dönüp te yapsam şimdi izlemesi bile o kadar keyfilikten yapması kim bilir ne kadar güzeldi.
    Kapı pervazına tırmanıp tırmanıp atlamışlığım çoktur. Hiçbir sakatlık yaşamadan. Şimdiki çocuklara baktığımda biz çok rahat özgür büyümüşüz diyorum.

    Cevapla

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir