Yazar : admin
Nerede O Eski Yılbaşı Geceleri

Nerede o eski bayramlar, o eski günler derken acaba biraz fazla mı abartıyoruz diye düşünmeden edemiyor insan? Ancak yılbaşının yaklaştığı bu günlerde eski yılbaşı gecelerini, aile eğlencelerimizi hatırlayınca ve insanların yüzünde o eski coşkuyu göremeyince haklı olduğumuza bir kez daha inanıyoruz.

Belki değerlerimizin değişmesi, belki günümüzde her anlamda yaşadığımız doyumsuzluk, belki de maddi yetersizliklerdir yeni yılın gelişini eskisi kadar coşkuyla kutlayamayışımızın nedeni, belki de hepsidir veya bir başka nedendir. Ancak önemli bir sorun olduğu aşikar, sebebi her ne olursa olsun. Peki, neydi geçmiş yılbaşı gecelerini farklı kılan?

Dansözsüz Yılbaşı Olmaz

Her şeyden önce, bir dansöz meselesi vardı, yıllar boyunca sürüp giden. 1980 yılını 1981′ e bağlayan gece Nesrin Topkapı’ nın ekranlara çıkması ile daha da alevlendi. Sibel Can’ ın TRT ekranlarındaki oryantal dansı da halen hafızalarımızda. Mecliste dahi tartışılacak kadar büyük bir meseleydi yılbaşı gecesi ekrana dansöz çıkması. Tüm ülkenin aynı anda ekrana kilitlenmesi de ortak bir heyecan ve sevinç kaynağıydı.

Unutulmaz Yılbaşı Sofraları

Normal zamanlarda neredeyse hiç yenmeyen hindinin ve tavuğun yılbaşı sofralarını süslemesi de unutulmazdı. Çeşit çeşit mezeler, yılbaşından yılbaşına alkol alan aile büyükleri, bir yıllık çerezi bir günde tüketmeye çalışan çocuklar, ertesi gün boyunca yenilse de bitirilmesi mümkün olmayan yemeklerin tadını şimdilerde en lüks otel salonlarında dahi bulamıyoruz. Gecenin ilerleyen saatlerde standart olarak yapılan kestane partileri de olmazsa olmazlar arasındaydı.

Yılbaşı Süsleri

Kafamıza taktığımız karton külah, balonlar, gece boyunca herkesin kafasını şişiren kaynanadili de unutulmaz keyifler arasındaydı. Belki de yeni yıla nasıl girersek bütün yıl öyle sürer şeklindeki tuhaf inanışın eseriydi bu çılgınca eğlenme isteği.

Yılbaşında Müzik Keyfi Bir Başkadır

Bir de yılbaşı ekranlarının mutlaka aranan, genellikle sadece bu günlerde ekrana çıkan ve değişmeyen yüzleri vardı. Sanat Güneşimiz Zeki Müren bu sanatçılarımızın en önde geleniydi belki de. O yılbaşı ekrana çıkıp çıkmayacağı herkesçe merak edilir, günlerce konuşulur, TRT’ ye çıktığı an nefesler tutulur ve o güzel Türkçesi ile söylediği şarkılar dinlenirdi. Koca bir ülkeye tek başına “Kanto” yu öğreten ve sevdiren eşsiz değerlerimizden Nurhan Damcıoğlu da yılbaşı ekranlarının tanıdık yüzüydü. Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses ve Nükhet Duru’ yu da unutmamak gerek. Tam bu noktada 10 kadar sanatçıdan oluşan meşhur yılbaşı korolarını ve potporilerini de anmadan geçmemek gerek.

Kahkaha Atmayı Özledik

Zeki Alasya ve Metin Akpınar yılbaşı gecelerine ayrı bir renk katardı. Bugün olduğu gibi ucuza kaçılıp, mevcut dizilere zorlama yılbaşı konsepti giydirilmeye çalışılmazdı o zamanlarda. Sonraki zamanlarda ise sahneyi Olacak O Kadar ile Levent Kırca almıştı ve O da en az diğer ustalar kadar çok güldürdü bizleri.

Yılbaşını Yılbaşı Yapan Oyun : Tombala

Veeee yemekler yenilip, salona geçildiğinde yılbaşını yılbaşı yapan en önemli kısma gelirdi sıra; ailecek Tombala oynamaya. Fıstık kabukları, genellikle küçük küçük kesilmiş gazete parçaları veya fasulyeler ile kapattığımız kartlarımız büyük bir çekişmeye sahne olur, 1. Çinko, 2. Çinko ve Tombala sesleri havalarda uçuşurdu. Çoğu zaman ufak meblağlarla oynanan ve kazanılan paranın küçüklere bırakıldığı Tombala, özellikle bizler için de iyi bir gelir kaynağı olurdu.

3, 2, 1… Hoşgeldin Yeniyıl

Saatler gece yarısını gösterdiğinde Tombala apar topar bitirilir, ışıklar kapatılır ve tüm aile televizyona doğru dönerek ayağa kalkar ve hep bir ağızdan geri sayıma başlanırdı. 3, 2, 1… Alkışlar, herkesin birbirine sarılması ve yeni yıl dilekleri… Dışarıdan bir misafir var ise alınan-verilen hediyeler…

Bu Yıl da Zengin Olamadık

Ailenin özellikle büyükleri için ise yapılacak tek bir şey kalmıştır artık, büyük Milli Piyango çekilişi. Halit Kıvanç’ ın TRT Ankara Stüdyolarına bağlanması ile başlayan çekiliş, pek tabii ki alınan biletlere büyük ikramiyenin çıkmaması ve sonlara doğru en azından amortiden bilet parasının kurtarılması için dua edilmesi ile son bulurdu.

PTT

Birçok kişi için, eski Cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal’ ın deyişiyle PTT (Pijama Terlik Televizyon) yapılan bir yılbaşı gecesi daha bu noktada bitmiş olurdu. Zira ne hikmetse, başka zamanlarda gelmeyen uyku, tam da o gece saatler 24:00′ ü gösterdiğinde mutlaka uğrardı. Ayık kalabilenleri ise genellikle gece yarısından sonra yayınlanan Evde Tek Başına filmi beklerdi.

Mutlu Yıllar

Tüm nostalgiawall.com okurlarının yeni yılını en içten dileklerimizle kutlarız. 2019 yılında da birlikte olabilmek ümidi ile…

 

zvr
Bu yazıyı değerlendirin

Yorumlar

    comments user

    Çaki

    Sayıları kim çekecek, torbayı kim kapacak diye tombala anına kadar tetikte beklediğimiz zamanlardı

    Cevapla

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir