Yazar : admin
Eski Zamanlarda Bir Pazar Günü

Çocukluğumuzun en önemli, en keyifli ve aynı zamanda en hüzünlü günüydü Pazar günleri. Haftanın diğer günleri dururken, sadece Pazar günlerini hatırlamamız da bundan olsa gerek, şimdiki Pazar günlerinde bambaşka şeyler yapsak dahi.

Bir ritüel haline dönüşmüş olan Pazar günleri, hafta içi okula gitmek için erken kalkılması nedeniyle, alışkanlıktan olsa gerek erken saatlerde başlardı bizler için. Henüz kahvaltı hazır değilken, hatta çoğu zaman evdekiler halen uyuyorken başlardık çizgi filmleri izlemeye. Tabii öncesinde TV’ de yayınlanan İstiklal Marşı’ nı ve bir an evvel bitmesi için dua ettiğimiz “İşitme Engelliler için Haber Bülteni” ni de unutmamak gerek. Voltranı izlemek demek bunların bitmesi demekti zira. Gün İstiklal Marşı ile başlayıp İstiklal Marşı ile biterdi. Çizgi filmlerin bitmesine yakın herkes de kalkmış olurdu. Babanın uyanması ile birlikte gazete alınma zamanı gelirdi ve genellikle evin küçüğü bakkala gidip gazete ve ekmek alırdı. Eve döndüğünde ise, tüm aile birlikte yapılacak, sıcacık bir kahvaltı sofrasında bulurdu kendisini. TRT’ de unutulmaz kovboy filmlerinin gösterildiği western kuşağı da başlamış olurdu. Bir çok baba için western kuşağı kesinlikle kaçırılmaması gereken bir alışkanlıktı ve günümüzde dahi bu alışkanlığı sürdüren çok kişi olduğunu biliyoruz.

Rahmetli Barış Manço’ nun sunduğu 7′ den 77′ yenin ardından “Pazar Konseri” başlardı, kimin izlediğini merak ettiğimiz. Pazar Konseri’ nin başlaması ile birlikte artık öğlen saatlerinin başladığı kabul edilirdi. Bu saatten sonra da zaman daha bir hızlı akıp giderdi sanki. Maçlar hep hafta sonu günleri olurdu o zamanlar ve özellikle Pazar günleri öğlen saatlerinden itibaren babalar radyodan maç dinlemeye başlardı. Radyodaki spiker farklı maçlara bağlanıp, sürekli dakika ve skor alırdı. Halit Kıvanç demekti bizler için futbol.

Gün içerisinde Cenk Koray kutumuzu açardı, Erkan Yolaç Evet – Hayır yarışması ile büyük heyecan yaratır, yarışmacıları Mehter Marşı eşliğinde sahneye alır ve İzmir Marşı ile uğurlardı. Hemen ertesi gün okulda konuşulurdu Evet – Hayır yarışması ve mutlaka arkadaşlar arasında da oynanırdı.

Eğer bugün Pazar günleri öğleden sonra saatlerinde içimizi halen bir hüzün kaplıyorsa, hava boğuk ve karanlık geliyorsa ve içimizde bir sıkıntı peydahlanıyorsa, müsebbibi hep o eski Pazar günleridir. Eğer ödevler halen yapılmamışsa, bir sonraki hafta mutlaka Cuma’ dan yapılmasına kesin karar verildiği anlardır o anlar. İşte tam o saatlere denk gelir, annemizin hazırladığı içi babamız ile pideciye götürüp pide yaptırmak ve evde ayran eşliğinde yemek. Genellikle bu zaman dilimine giren diğer etkinlikler, sabah gazeteden çıkan karton maketi yapmak ve bir saat kadar salonda koltuk üzerinde kestirmek idi. Kara Şimşek, Görevimiz Tehlike, A Takımı gibi halen özlemle andığımız diziler de -farklı yıllarda olsa da- bu saatlere denk gelirdi, yanlış hatırlamıyorsak. Babalar için ise evdeki tüm ayakkabıları boyama saatiydi.

Ardından, bir Pazar gününün varoluş nedeni sayılabilecek, bütün gün beklenen an gelirdi: Bizimkiler dizisi. Neydi o dizide bizleri çeken, halen bilmiyoruz. Belki oyuncuların gerçek hayatı yansıtmaları, samimiyetiydi. Yaşıtımız Ali’ yi pek sevmesek, meşhur olduğu için hep kıskansak da. Bu fenomen dizi için ayrı bir yazı kaleme almak gerekmekte muhtemelen. Dizi süresince salonu bir ütü kokusu kaplardı, annemizin bir yandan diziyi izlerken yaptığı ütüden. Bizimkilerin bitişi ile birlikte, dizi başlamadan önce yakılmış olan banyo sobası ve suyun sıcaklığı kontrol edilir ve doğruca banyoya girilirdi. Sık banyo yapılamadığı için bu an da oldukça önemliydi.

Banyodan sonra ise, günün son aktivitesi olarak, Parliament Sinema Kulübü başlardı. İlk kez TV’ de gösterilen, kaliteli filmlere yer verilirdi ve hafta içi yapılan reklamlar sayesinde bütün hafta bu film için heyecan duyulurdu. Parliament Sinema Kulübü’ nün bittiği saniye ise annelerin sesleri yankılanırdı: Doğruca Yatağa !

 

zvr
Bu yazıyı değerlendirin

Yorumlar

    comments user

    Çaki

    Parliament sinema kulübündeki filmler hep mi güzel olurdu, sanırım hiç kaçırmamışımdır. Hele bir de Van Damme’ ın filmi varsa film bitikten sonra abimle aynı hareketleri yapmaya çalışırdık. Sanırım Pazar günlerini TV karşısında geçiriyorduk. Şimdiki gibi istediğimiz zaman istediğimiz şeyi izleyemiyorduk tabi. Ah bir de ertesi gün okul olmasaydı daha da güzel olurdu. Ama keşke o günlere dönebilsem…

    Cevapla

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir